Damar tıkanıklığı ülkemizde çok bulunan bir sağlık sorunudur. Türkiyenin %70 tekel ürünü kullanıyor,dengeli beslenmeyi bilmiyoruz , kötü yaşam koşulları içindeyiz ,yediğimiz her gıda da artık hormon denilen zehir var artık evet zehir diyorum çünkü insaların çeşitli hastalıklara sürükleyen bu ilaç’ı bütün bag bahçe işleriyle uğraşan,çiftçiler vb. Herkez kullanıyor bizde bunları meyvelerden ,sebzelerden , yemeklerde kullandığımız yağ çeşitlerinden ,havadan dahi alıyoruz. Bunlar yüzünden damar tıkanıklıgı ve peşinden getirdigi dier sorunlarla baş başa kalıyoruz. Bunlardan bir kaçtanesi .
İnsan vücudundaki işlevi inkar edilemez önemde olan damarların tıkanması, böbrek hastalığına, beyin kanamasına, kalp krizine ve varise neden oluyor.Şifalı bitkiler yanımızda
Damar sertliği tek bir hastalık mıdır?
Damar sertliği vücuttaki atardamarları (arter) tutan sistemik bir hastalıktır. Birden fazla damarın tutulması çok yaygın olarak görülür. Damar sertligini, dört guruba ayırabiliriz :
Kalp damarları hastalığı
Beyin damarları hastalığı
Böbrek damarları hastalığı
Bacak damarları hastalığı
Nedenleri nedir?
Damar sertliğinin ortaya çıkmasını tek bir bilinen nedene bağlamak mümkün değildir. Genetik yatkınlıktan sıklıkla bahsedilse bile bunun nasıl damar sertliğine neden olabileceği maalesef tam olarak bilinmemektedir. Büyük ihtimalle tam bilinmeyen bazı genetik faktörler damar sertliğine yol açabilecek risk faktörlerinin de etkisi ile damar sertliğinin oluşmasına katkıda bulunmaktadır. Genetik yatkınlık üzerine çevreden gelen risk faktörleri damar duvarındaki ve kan içindeki bir çok mekanizmayı etkileyerek damar içinde damar sertliğine has plakların (kabartılar) oluşmasına ve sonuçta da damar darlığına ve tıkanmaya neden olurlar.
Hangi damarlarda tıkanma olur?
Kalp damarlarını tutarsa kalp ağrısına (kalp anjinası), enfarktüse; boyun damarlarını tutarsa geçici veya kalıcı inmeye (felç); böbrek damarlarını tutarsa tedavisi zor yüksek tansiyona veya böbrek yetmezliğine; karın veya göğüs içi büyük damarı tutarsa balonlaşma (aort anevrizması) ve patlamaya; bacak damarlarını tutarsa yürüme ağrısına, yaraya, kangrene ve ileri evrede bacak kesilmesi yani amputasyona neden olur. Belirtiler ortaya çıkmadan önce tanı konulabilirse birtakım etkin tedaviler ile inme, böbrek yetmezliği, anevrizma ve bacak sorunları önlenebilir. Zaten hem merkezimizin kurulma amacı ve hem de batı dünyasındaki en birincil amaç risk gurubundaki hastaların saptanarak bunların koruma altına alınmasını sağlamaktır.
RiSK FAKTORLERi NELERDiR?
Damar sertliğinin ortaya çıkmasında veya ilerlemesinde etkili olan birçok faktör vardır. Bu faktörlerin bir kısmını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir (kalıtım, cinsiyet ve aşırı yaş). Damar sertliğini olumsuz etkileyen faktörler şöyle özetlenebilir:
İleri yaş (50 yaşın üzeri) n Cins faktörü – erkek olmak
Kalıtım (ailede damar sertliği)
Yüksek tansiyon
Şeker hastalığı (diyabet)
Sigara içilmesi
Yüksek kan kolesterol seviyesi
15 Aralık 2012 Cumartesi
Karma Ciltler için Nane Maskesi
Cildimiz yaşadıklarımızı en çabuk yansıtan yerdir. Yorgunluğumuzu, hava koşullarını ve birçok olumsuz etkenin yan yana geldiği zamanlarda cildimiz savunmaya geçse de yenik düşebilir. Sizler için bu yorgun ciltleri rahatlatacak bir maske yayınlıyoruz. Cildiniz iyi bakımı hak ediyor!
Yorgun Ciltler için Nane Maskesi
Nane maskesi:
Nane cildinizi hem serinletir hem de canlandırır. Yorgun cildinizi kendine getirir ve rahatlatır. Karma ciltler ile ve yorgun ciltlere iyi gelmektedir.
Bir tatlı kaşığı naneyi bir cezvede yaklaşık bir fincan su ile demledikten sonra soğumasını bekleyin.
Ardından 1 çorba kaşığı demlenmiş nane ile iki kahve kaşığı nemlendirici krem ile karıştırın.
Yüzünüze maske olarak uygulayarak 10 dakika bekleyin.
Bu uygulamayı haftada üç kere tekrar edin.
Yorgun Ciltler için Nane Maskesi
Nane maskesi:
Nane cildinizi hem serinletir hem de canlandırır. Yorgun cildinizi kendine getirir ve rahatlatır. Karma ciltler ile ve yorgun ciltlere iyi gelmektedir.
Bir tatlı kaşığı naneyi bir cezvede yaklaşık bir fincan su ile demledikten sonra soğumasını bekleyin.
Ardından 1 çorba kaşığı demlenmiş nane ile iki kahve kaşığı nemlendirici krem ile karıştırın.
Yüzünüze maske olarak uygulayarak 10 dakika bekleyin.
Bu uygulamayı haftada üç kere tekrar edin.
Her yemeğe maydanoz
Her girdiği yerde bir tutam lezzet bırakan maydanoz, aleyhinde hemen hemen hiç konuşulmayan bir bitki.
Maydanoz, C vitamini, E vitamini, B grubu vitaminlerden folik asit, A vitamini yönünden çok zengindir. Taze yenen 8-10 dal (20 gram kadar) maydanoz, yetişkinlerin bir günlük C vitamini ihtiyacının yarısını karşılar. Halk arasında mide bulantısı giderici, böbrek taşlarını düşürücü olarak, ayrıca kansızlıkta, halsizlikte, bağırsakların çalışmasında, diş eti kanamasının önlenmesinde, yaraların kapanmasında, romatizmada sıkça yararlanılıyor. Maydanoz aynı zamanda iştah açıyor, ateş düşürüyor. Kadınlarda adet düzenliyor ve organizmayı zehirlerden arındırıyor. Bu yüzden karaciğer karaciğer hastalıklarına, sarılığa, egzamaya, selülite, romatizmaya, gut hastalığına ve idrar yolları taşlarına karşı tavsiye ediliyor.
Ayrıca kaynatılıp içildiğinde ve cilde kaynatılmış maydanoz suyuyla pansuman yapıldığında sivilcelere iyi geliyor. Yine maydanoz suyuyla gözlere pansuman yapıldığında gözdeki iltihaplanmaları önlüyor ve yanmayı geçiriyor. Sirkeli maydonuz suyuyla yıkandığında saçların uzaması hızlanıyor.
İster çiğ olarak tüketin, ister yemeğinizi ocaktan indirmeden bir tutam maydanoz ekleyin. Evinizin balkonunda bir saksıya diğer çiçeklerin yanına bir demek maydanoz ekmenin evinize neşe katacağını da unutmayın...
Bahar yorgunu olmayın!
Bahar yorgunu olmayın!
0
13
TAM BUĞDAY UNU TÜKETİN
Diyetisyen Berna Ertuğ, bahar yorgunluğunu yenmek için şunları öneriyor:
4 Aralık 2012 Salı
Yüz Kızarıklığında (Rozasea) Ebegümeci Bitkisi
Yüz Kızarıklığında (Rozasea) Ebegümeci Bitkisi
EBEGÜMECİ:
Yol kenarları ve eski duvar kıyılarında, harabeliklerde ve insanların yaşadıkları yer yakınlarında, çiçek ve sebze bahçelerinde yetişir. Anadolu'da bir çok türü yetişmekte olup çiçek ve yaprakları ayırım yapılmaksızın "Ebegümeci" olarak adlandırılır.
Ebegümeci, sapları, çiçekleri ve yapraklarında jelimsi bir madde içerir. saplar, yapraklar ve çiçekleri Haziran - Eylül ayları arasında toplanır. Bitki kurutulduğunda bazı özelliklerini yetirmesine rağmen kuru olarakta kullanılabilir.
Hazırlanışı: Bir su bardağı ılık suya, yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış Ebegümeci bitkisi (1 Litre suya, 3 tatlı kaşığı) eklenerek 1 gece demlemeye bırakılır ertesi gün süzülerek hafifçe ısıtılır.
Rozasea (Gülleme)hastalığının yol açtığı kızarıklıkların bulunduğu burun ve çevresi ve gözlere bir pamuk yardımıyla kompres yapılır. Yine bu su günde 2 çay bardağını geçmeyecek şekilde yudumlanarak içilir, ağız bu suyla gargara yapılır.
Nefes darlığına yol açan akçiğer amfizemi, ebegümeci çayı ile iyileştirilebilir. Bu durumda günde 3 bardak çay içilmeli, süzüldükten sonra geriye kalan bitki çiçek ve yaprakları ısıtılarak akciğerlerin üstüne gelecek biçimde göhüs üstüne kompres yapılmalıdır.
Göz kuruluğu ve yanmalarında ebegümeci çayı banyosu ve kompresi uygulandığında mükemmel sonuçlar alınabilir.
Ebegümeci çayı, mukoza iltihaplarında, gastrit, mesane iltihabı, mide ve bağırsak mukoza iltihabında ve solunum yolu iltihaplarında etkilidir.
Akciğer balgamlarında, öksürük ve ses kısıklıklarında faydalıdır. bademcik iltihaplarında ve ağız kuruluğunda ebegümeci çayı çok başarılıdır.
Ebegümeci çayı damar iltihaplarından kaynaklanan yaralarda, çıbanlarda, şiş ayak ve ellerde kullanılır. Bu durumlarda ayak ve el banyoları yapılmalıdır.
Sindirim sistemi ülserlerinde arpa ile karışık çorba içilmesi çok iyi sonuç verir. arpa kaynatılır ve soğuduktan sonra bitki yaprakları eklenir ve bu çorba içilir.
25 Kasım 2012 Pazar
Yaz aylarında muhteşem üçlü

İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, yaz aylarındaki hamileliklerde su başta olmak üzere, ayran, süt ya da az şekerli limonata gibi içeceklerin su ihtiyacını karşılamak açısından önemli olduğunu belirterek, “Gebelerin, yaz aylarında sıvı tüketiminde, gazlı ve şekerli içeceklerden kaçınması doğru olur” dedi.
Prof. Dr. Buyru, yaptığı yazılı açıklamada, yaz aylarında sıcaktan en çok etkilenenlerin başında hamilelerin geldiğini ve yaz gebeliğinin diğer mevsimlerde yaşanan gebeliklere göre daha zor geçtiğini belirtti.
MUHTEŞEM ÜÇLÜ: SU AYRAN SÜT
Gebeleri yaz aylarında en çok susuzluğun etkilediğini aktaran Buyru, şunları kaydetti:
“Yaz aylarında, günler uzun ve sıcak. Sıcak hava ve susuzluk gibi durumlar, gebeleri etkileyebiliyor. Yaz aylarındaki gebelikte, su başta olmak üzere, ayran, süt ya da az şekerli limonata gibi içecekler su ihtiyacını karşılamak açısından çok önemli. Ayrıca, gebelerin, yaz aylarında sıvı tüketiminde, gazlı ve şekerli içeceklerden kaçınması doğru olur.”
"GEBELER SIK SIK AMA AZ YEMELİ"
Prof. Dr. Buyru, gebelerin şeker ve tansiyonunun düzenli seyretmesi için sık sık yemek yemesi gerektiğini vurgulayarak, “Hamilelerin çok uzun süre aç kalmaması, sık sık yemesi gerekiyor. Bu, hamilelerin tansiyon ve şekerinin düzenli seyretmesi açısından önemli. Uzun süren açlık dönemleri sonrasında, gebenin şekerinin düşmesi söz konusu olabilir. Daha küçük öğünlerle sık sık beslenme, dikkat edilmesi gereken bir konu” ifadelerini kullandı.
Yaz aylarında hamilelerin sıcaktan bitkin düşmemeleri için uykularına da her zamankinden daha fazla dikkat etmesi gerektiğine işaret eden Buyru, şunları kaydetti:
“Uyku çok önemli. Uyku saatlerine dikkat etmek gerekiyor. Eğer anne adayı çalışmıyorsa öğlen saatlerinde 1-2 saatini uykuyla geçirebilir. Öte yandan, imkan varsa yaz aylarında yüzmek, gebeler açısından yapılabilecek en iyi egzersizlerden biridir. Fakat enfeksiyon kapmamak için ıslak mayo ile oturmamaları gerekiyor. Yazın dikkat edilecek konulardan biri de öğlen direkt güneş ışığının olduğu saatlerde dışarıda dolaşmamak ve bu saatleri istirahat ederek geçirmektir. Yaz aylarında çalışan hamileler, çalışmayanlara göre daha çok zorlanıyor. Hamileler, çok uzun süre oturarak çalışmamalı, saat başı kalkıp hareket etmeli ve sıvı tüketmeli. Ayrıca, öğlen saatlerini
MUHTEŞEM ÜÇLÜ: SU AYRAN SÜT
Gebeleri yaz aylarında en çok susuzluğun etkilediğini aktaran Buyru, şunları kaydetti:
“Yaz aylarında, günler uzun ve sıcak. Sıcak hava ve susuzluk gibi durumlar, gebeleri etkileyebiliyor. Yaz aylarındaki gebelikte, su başta olmak üzere, ayran, süt ya da az şekerli limonata gibi içecekler su ihtiyacını karşılamak açısından çok önemli. Ayrıca, gebelerin, yaz aylarında sıvı tüketiminde, gazlı ve şekerli içeceklerden kaçınması doğru olur.”
"GEBELER SIK SIK AMA AZ YEMELİ"
Prof. Dr. Buyru, gebelerin şeker ve tansiyonunun düzenli seyretmesi için sık sık yemek yemesi gerektiğini vurgulayarak, “Hamilelerin çok uzun süre aç kalmaması, sık sık yemesi gerekiyor. Bu, hamilelerin tansiyon ve şekerinin düzenli seyretmesi açısından önemli. Uzun süren açlık dönemleri sonrasında, gebenin şekerinin düşmesi söz konusu olabilir. Daha küçük öğünlerle sık sık beslenme, dikkat edilmesi gereken bir konu” ifadelerini kullandı.
Yaz aylarında hamilelerin sıcaktan bitkin düşmemeleri için uykularına da her zamankinden daha fazla dikkat etmesi gerektiğine işaret eden Buyru, şunları kaydetti:
“Uyku çok önemli. Uyku saatlerine dikkat etmek gerekiyor. Eğer anne adayı çalışmıyorsa öğlen saatlerinde 1-2 saatini uykuyla geçirebilir. Öte yandan, imkan varsa yaz aylarında yüzmek, gebeler açısından yapılabilecek en iyi egzersizlerden biridir. Fakat enfeksiyon kapmamak için ıslak mayo ile oturmamaları gerekiyor. Yazın dikkat edilecek konulardan biri de öğlen direkt güneş ışığının olduğu saatlerde dışarıda dolaşmamak ve bu saatleri istirahat ederek geçirmektir. Yaz aylarında çalışan hamileler, çalışmayanlara göre daha çok zorlanıyor. Hamileler, çok uzun süre oturarak çalışmamalı, saat başı kalkıp hareket etmeli ve sıvı tüketmeli. Ayrıca, öğlen saatlerini
Bu haberi her kadının saklaması lazım
Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gazi Yıldırım, dünyada her yıl 274 bin kadının, rahim ağzı kanseri dolayısıyla hayatını kaybettiğini belirterek, erken tanı için yıllık muayenenin aksatılmadan yapılması gerektiğini bildirdi.
Doç. Dr. Yıldırım, yaptığı açıklamada, meme, rahim ağzı, kolon, mide, akciğer ve yumurtalık kanserlerinin, kadınlarda en sık görülen kanserler arasında bulunduğunu vurgulayarak, “Çoğu genital kanser, taranmamış kadınlarda gelişir. Üreme çağındaki kadınlarda, kitle veya kist, adet düzeninin bozulması, ara kanama, rahim ağzı, vajina ve vulvada büyüyen kitle, ülser, yara, ilişki sonrası kanama, aniden ortaya çıkan işeme ve dışkılama bozuklukları görüldüğünde kanserden şüphelenilmeli. Menopozdaki kadınlar ise vajina kanamaları ve anormal akıntı durumunda doktora başvurmalı” dedi.
HER YIL 762 KADININ ÖLÜM SEBEBİ
Dünyada her yıl 274 bin kadının rahim ağzı kanseri dolayısıyla hayatını kaybettiğini ifade eden Yıldırım, “Her yıl 493 bin kadına ise rahim ağzı kanseri tanısı konuluyor. Türkiye'de her yıl rahim ağzı kanseri dolayısıyla beklenen ölüm sayısı 762. Her yıl beklenen olgu sayısı ise bin 364” diye konuştu.
BUNLAR KANSER BELİRTİSİ
Yıldırım, kanlı, sulu akıntı, ilişki sonrası lekelenme, ağrısız adet arası kanamalarının rahim ağzı kanseri belirtileri arasında olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
“Rahim ağzı kanserinde risk faktörleri arasında HPV, erken seksüel aktivite, çoklu partner, AIDS, cinsel temasla geçen hastalık öyküsü ve sigara kullanımı yer almakta. Yapılan araştırmalar, rahim ağzı kanserine yol açan HPV DNA'sının, rahim ağzı kanseri hücrelerinin yüzde 99.7'sinde saptandığını göstermektedir.”
PAP SMEAR RAHİM AĞZI KANSERİNİN TESPİTİ İÇİN ETKİLİDİR
Rahim ağzı kanserine yol açan virüs olan HPV'nin önlenmesi durumunda, kanserin ortadan kalkma olasılığı bulunduğunu anlatan Doç. Dr. Yıldırım, “Rahim ağzı kanserinin erken tanısı için yıllık muayene aksatılmadan yaptırılmalıdır. Pap smear ve kolposkopi gereklidir. Pap smear, rahim ağzı kanserinin tespiti için etkilidir. Cinsel aktivite başladıktan sonra taramaya başlanabilir. Sonrasında da yıllık taramalara devam edilmelidir” dedi.
Yıldırım, rahim ağzı kanserinden korunmak için öncelikle hastalığın nedeninin önlenmesi gerektiğini vurgulayarak, hastalığın gelişmesi durumunda ise erken tanı ve tedavinin çok önemli olduğunu kaydetti.
TEK EŞLİLİK ÖNEMLİ
Rahim ağzı kanserinden korunmak için danışmanlık alınması gerektiğini belirten Yıldırım, “İlişkide prezervatif kullanılmalı, tek eşlilik tercih edilmelidir. Gerekli taramalar düzenli olarak gerçekleştirilmeli” diye konuştu.
Doç. Dr. Yıldırım, rahim kanserinin de en sık görülen genital kanserler arasında olduğunu ifade ederek, rahim kanserinin, genelde 60'lı yaşlardan sonra ortaya çıktığını, yine kadınlarda görülme sıklığı ön sıralarda olan yumurtalık kanserinin de genellikle ileri yaşlarda meydana geldiğini sözlerine ekledi.
Doç. Dr. Yıldırım, yaptığı açıklamada, meme, rahim ağzı, kolon, mide, akciğer ve yumurtalık kanserlerinin, kadınlarda en sık görülen kanserler arasında bulunduğunu vurgulayarak, “Çoğu genital kanser, taranmamış kadınlarda gelişir. Üreme çağındaki kadınlarda, kitle veya kist, adet düzeninin bozulması, ara kanama, rahim ağzı, vajina ve vulvada büyüyen kitle, ülser, yara, ilişki sonrası kanama, aniden ortaya çıkan işeme ve dışkılama bozuklukları görüldüğünde kanserden şüphelenilmeli. Menopozdaki kadınlar ise vajina kanamaları ve anormal akıntı durumunda doktora başvurmalı” dedi.
HER YIL 762 KADININ ÖLÜM SEBEBİ
Dünyada her yıl 274 bin kadının rahim ağzı kanseri dolayısıyla hayatını kaybettiğini ifade eden Yıldırım, “Her yıl 493 bin kadına ise rahim ağzı kanseri tanısı konuluyor. Türkiye'de her yıl rahim ağzı kanseri dolayısıyla beklenen ölüm sayısı 762. Her yıl beklenen olgu sayısı ise bin 364” diye konuştu.
BUNLAR KANSER BELİRTİSİ
Yıldırım, kanlı, sulu akıntı, ilişki sonrası lekelenme, ağrısız adet arası kanamalarının rahim ağzı kanseri belirtileri arasında olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
“Rahim ağzı kanserinde risk faktörleri arasında HPV, erken seksüel aktivite, çoklu partner, AIDS, cinsel temasla geçen hastalık öyküsü ve sigara kullanımı yer almakta. Yapılan araştırmalar, rahim ağzı kanserine yol açan HPV DNA'sının, rahim ağzı kanseri hücrelerinin yüzde 99.7'sinde saptandığını göstermektedir.”
PAP SMEAR RAHİM AĞZI KANSERİNİN TESPİTİ İÇİN ETKİLİDİR
Rahim ağzı kanserine yol açan virüs olan HPV'nin önlenmesi durumunda, kanserin ortadan kalkma olasılığı bulunduğunu anlatan Doç. Dr. Yıldırım, “Rahim ağzı kanserinin erken tanısı için yıllık muayene aksatılmadan yaptırılmalıdır. Pap smear ve kolposkopi gereklidir. Pap smear, rahim ağzı kanserinin tespiti için etkilidir. Cinsel aktivite başladıktan sonra taramaya başlanabilir. Sonrasında da yıllık taramalara devam edilmelidir” dedi.
Yıldırım, rahim ağzı kanserinden korunmak için öncelikle hastalığın nedeninin önlenmesi gerektiğini vurgulayarak, hastalığın gelişmesi durumunda ise erken tanı ve tedavinin çok önemli olduğunu kaydetti.
TEK EŞLİLİK ÖNEMLİ
Rahim ağzı kanserinden korunmak için danışmanlık alınması gerektiğini belirten Yıldırım, “İlişkide prezervatif kullanılmalı, tek eşlilik tercih edilmelidir. Gerekli taramalar düzenli olarak gerçekleştirilmeli” diye konuştu.
Doç. Dr. Yıldırım, rahim kanserinin de en sık görülen genital kanserler arasında olduğunu ifade ederek, rahim kanserinin, genelde 60'lı yaşlardan sonra ortaya çıktığını, yine kadınlarda görülme sıklığı ön sıralarda olan yumurtalık kanserinin de genellikle ileri yaşlarda meydana geldiğini sözlerine ekledi.
Etiketler:
Bilgi Haberler,
Kadın Sağlıgı,
Uyarı Haberleri
29 Temmuz 2012 Pazar
Sağlıksız suyun nerede satıldığı da açıklanacak
Sağlığa uygun olmayan damacana su firmalarını teşhir ettiklerini hatırlatan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, satış noktalarını da açıklayacaklarını söyledi.
Van'da temaslarda bulunan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Vali Vekili Mehmet Yüzer'i ziyaret etti.
Bakan Akdağ, burada gazetecilerin damacana su analizleriyle ilgili sorularını yanıtladı.
Bakan Akdağ, halkın sağlığına zarar verebilecek üretim ve satış yapan firmalara çeşitli yaptırımlar uygulayacaklarını söyledi.
Bu yaptırımlar arasında satışın durdurulmasının da yer aldığını söyleyen Akdağ, şunları kaydetti:
''Meselenin iki boyutu var. Birincisi, damacanaya suyu koyan imalathane denilen dolum tesisi var. Dolum tesisinde damacanadaki sudan aldığımızda numuneden kirlilik tespit etmişsek bunu çok önemli görüyoruz ve firmaya gerekli cezayı veriyoruz. Bu sonuçları aynı zamanda ifşa ettik.
İkinci olarak, satış noktalarındaki damacanalardan alınan numunenin kirli çıkması her zaman firmanın kusuru olmayabilir. Satış noktasındaki depolama sorunundan kirlilik ortaya çıkabiliyor ya da satışla ilgili sorun ortaya çıkıyor. Bu satış noktalarını da bakanlığımızın web sitesinde yayımlayacağız.
Bu denetimleri yaparken vatandaşlarımızı bilgilendiremeye devam edeceğiz. Çünkü suyun temizliği ve güvenliği son derece önemlidir.''
Sağlık Bakanlığı, İstanbul genelinde faaliyet gösteren 61 damacana dolum tesisinden "Buzada", "Erpınar", "Alps", "Kervansaray" ve "Yalısu" markalarının sağlığa uygun olmadığını açıklamıştı.
Bakan Akdağ, burada gazetecilerin damacana su analizleriyle ilgili sorularını yanıtladı.
Bakan Akdağ, halkın sağlığına zarar verebilecek üretim ve satış yapan firmalara çeşitli yaptırımlar uygulayacaklarını söyledi.
Bu yaptırımlar arasında satışın durdurulmasının da yer aldığını söyleyen Akdağ, şunları kaydetti:
''Meselenin iki boyutu var. Birincisi, damacanaya suyu koyan imalathane denilen dolum tesisi var. Dolum tesisinde damacanadaki sudan aldığımızda numuneden kirlilik tespit etmişsek bunu çok önemli görüyoruz ve firmaya gerekli cezayı veriyoruz. Bu sonuçları aynı zamanda ifşa ettik.
İkinci olarak, satış noktalarındaki damacanalardan alınan numunenin kirli çıkması her zaman firmanın kusuru olmayabilir. Satış noktasındaki depolama sorunundan kirlilik ortaya çıkabiliyor ya da satışla ilgili sorun ortaya çıkıyor. Bu satış noktalarını da bakanlığımızın web sitesinde yayımlayacağız.
Bu denetimleri yaparken vatandaşlarımızı bilgilendiremeye devam edeceğiz. Çünkü suyun temizliği ve güvenliği son derece önemlidir.''
Sağlık Bakanlığı, İstanbul genelinde faaliyet gösteren 61 damacana dolum tesisinden "Buzada", "Erpınar", "Alps", "Kervansaray" ve "Yalısu" markalarının sağlığa uygun olmadığını açıklamıştı.
İki teker üzerinde bir köy
Yediden yetmişe herkesin bisiklet kullandığı Sivas'ın Zara ilçesine bağlı Tödürge köyündeki yollarda, bisikletle ilgili trafik uyarı levhaları görenlerin dikkatini çekiyor.
Zara ilçesine 14 kilometre uzaklıktaki Tödürge köyünde her yaş grubundan bisiklet kullanıcısına rastlamak mümkün. Bisikletin bir tutku haline geldiği yörede, köy içi yollarda ''20 kilometre hız limiti'' ve ''bisiklet çıkabilir'' trafik uyarı levhaları bulunuyor. Köy içi yollardaki bisiklet trafiği, bir nebze olsun, dünyada bisikletin en yaygın olarak kullanıldığı Çin'i anımsatıyor.
Küçük yaştan itibaren bisiklet kullanan 65 yaşındaki Mehmet Tanrıverdi, köyde 300 kişi yaşadığını, birçok evde birden fazla bisiklet olduğunu söyledi.
Köylerinde 200 civarında bisiklet olduğunu belirten Tanrıverdi, ''Köyümüzün içerisinde gün boyu bisikletlerle gezenleri görmek mümkün. Bu tutku, köyde yaşayanların yedisinden yetmişine hepsinde var. Çocuğundan gencine ve yaşlısına, kadınından erkeğine bisiklet kullanımı köyümüzde yaygın durumdadır. Çocukluğumuzda, gençliğimizde tanıştığımız bisiklet, bizlerde bir tutku oldu. Bir daha da bırakamadık. Tarlaya giderken, yük taşırken, gündelik ihtiyaçlarımızı bisiklet vasıtasıyla görmekteyiz'' dedi.
Köyde yaşayan vatandaşlar da yörede bisiklet kullanımının oldukça yaygın olduğunu ifade etti.
Zara ilçesine 14 kilometre uzaklıktaki Tödürge köyünde her yaş grubundan bisiklet kullanıcısına rastlamak mümkün. Bisikletin bir tutku haline geldiği yörede, köy içi yollarda ''20 kilometre hız limiti'' ve ''bisiklet çıkabilir'' trafik uyarı levhaları bulunuyor. Köy içi yollardaki bisiklet trafiği, bir nebze olsun, dünyada bisikletin en yaygın olarak kullanıldığı Çin'i anımsatıyor.
Küçük yaştan itibaren bisiklet kullanan 65 yaşındaki Mehmet Tanrıverdi, köyde 300 kişi yaşadığını, birçok evde birden fazla bisiklet olduğunu söyledi.
Köylerinde 200 civarında bisiklet olduğunu belirten Tanrıverdi, ''Köyümüzün içerisinde gün boyu bisikletlerle gezenleri görmek mümkün. Bu tutku, köyde yaşayanların yedisinden yetmişine hepsinde var. Çocuğundan gencine ve yaşlısına, kadınından erkeğine bisiklet kullanımı köyümüzde yaygın durumdadır. Çocukluğumuzda, gençliğimizde tanıştığımız bisiklet, bizlerde bir tutku oldu. Bir daha da bırakamadık. Tarlaya giderken, yük taşırken, gündelik ihtiyaçlarımızı bisiklet vasıtasıyla görmekteyiz'' dedi.
Köyde yaşayan vatandaşlar da yörede bisiklet kullanımının oldukça yaygın olduğunu ifade etti.
28 Temmuz 2012 Cumartesi
Resimli Vista Kurulumu
Windows XP Formatlama ve Yeniden Kurulum Resimli Anlatım 4
Windows XP Formatlama ve Yeniden Kurulum (Resimli Anlatım)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız
Mutluluk Duyarız







