Pages

Ads 468x60px

15 Aralık 2012 Cumartesi

Damar Tıkanıklığına iyi gelen şifalı bitkiler

Damar tıkanıklığı ülkemizde çok bulunan bir sağlık sorunudur. Türkiyenin %70 tekel ürünü kullanıyor,dengeli beslenmeyi bilmiyoruz , kötü yaşam koşulları içindeyiz ,yediğimiz her gıda da artık hormon denilen zehir var artık evet zehir diyorum çünkü insaların çeşitli hastalıklara sürükleyen bu ilaç’ı bütün bag bahçe işleriyle uğraşan,çiftçiler vb. Herkez kullanıyor bizde bunları meyvelerden ,sebzelerden , yemeklerde kullandığımız yağ çeşitlerinden ,havadan dahi alıyoruz. Bunlar yüzünden damar tıkanıklıgı ve peşinden getirdigi dier sorunlarla baş başa kalıyoruz. Bunlardan bir kaçtanesi .
İnsan vücudundaki işlevi inkar edilemez önemde olan damarların tıkanması, böbrek hastalığına, beyin kanamasına, kalp krizine ve varise neden oluyor.Şifalı bitkiler yanımızda

Damar sertliği tek bir hastalık mıdır?
Damar sertliği vücuttaki atardamarları (arter) tutan sistemik bir hastalıktır. Birden fazla damarın tutulması çok yaygın olarak görülür. Damar sertligini, dört guruba ayırabiliriz :
Kalp damarları hastalığı
Beyin damarları hastalığı
Böbrek damarları hastalığı
Bacak damarları hastalığı
Nedenleri nedir?

Damar sertliğinin ortaya çıkmasını tek bir bilinen nedene bağlamak mümkün değildir. Genetik yatkınlıktan sıklıkla bahsedilse bile bunun nasıl damar sertliğine neden olabileceği maalesef tam olarak bilinmemektedir. Büyük ihtimalle tam bilinmeyen bazı genetik faktörler damar sertliğine yol açabilecek risk faktörlerinin de etkisi ile damar sertliğinin oluşmasına katkıda bulunmaktadır. Genetik yatkınlık üzerine çevreden gelen risk faktörleri damar duvarındaki ve kan içindeki bir çok mekanizmayı etkileyerek damar içinde damar sertliğine has plakların (kabartılar) oluşmasına ve sonuçta da damar darlığına ve tıkanmaya neden olurlar.

Hangi damarlarda tıkanma olur?

Kalp damarlarını tutarsa kalp ağrısına (kalp anjinası), enfarktüse; boyun damarlarını tutarsa geçici veya kalıcı inmeye (felç); böbrek damarlarını tutarsa tedavisi zor yüksek tansiyona veya böbrek yetmezliğine; karın veya göğüs içi büyük damarı tutarsa balonlaşma (aort anevrizması) ve patlamaya; bacak damarlarını tutarsa yürüme ağrısına, yaraya, kangrene ve ileri evrede bacak kesilmesi yani amputasyona neden olur. Belirtiler ortaya çıkmadan önce tanı konulabilirse birtakım etkin tedaviler ile inme, böbrek yetmezliği, anevrizma ve bacak sorunları önlenebilir. Zaten hem merkezimizin kurulma amacı ve hem de batı dünyasındaki en birincil amaç risk gurubundaki hastaların saptanarak bunların koruma altına alınmasını sağlamaktır.

RiSK FAKTORLERi NELERDiR?
Damar sertliğinin ortaya çıkmasında veya ilerlemesinde etkili olan birçok faktör vardır. Bu faktörlerin bir kısmını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir (kalıtım, cinsiyet ve aşırı yaş). Damar sertliğini olumsuz etkileyen faktörler şöyle özetlenebilir:
İleri yaş (50 yaşın üzeri) n Cins faktörü – erkek olmak
Kalıtım (ailede damar sertliği)
Yüksek tansiyon
Şeker hastalığı (diyabet)
Sigara içilmesi
Yüksek kan kolesterol seviyesi

Karma Ciltler için Nane Maskesi

Cildimiz yaşadıklarımızı en çabuk yansıtan yerdir. Yorgunluğumuzu, hava koşullarını ve birçok olumsuz etkenin yan yana geldiği zamanlarda cildimiz savunmaya geçse de yenik düşebilir. Sizler için bu yorgun ciltleri rahatlatacak bir maske yayınlıyoruz. Cildiniz iyi bakımı hak ediyor!



Yorgun Ciltler için Nane Maskesi
Nane maskesi:
Nane cildinizi hem serinletir hem de canlandırır. Yorgun cildinizi kendine getirir ve rahatlatır. Karma ciltler ile ve yorgun ciltlere iyi gelmektedir.
Bir tatlı kaşığı naneyi bir cezvede yaklaşık bir fincan su ile demledikten sonra soğumasını bekleyin.
Ardından 1 çorba kaşığı demlenmiş nane ile iki kahve kaşığı nemlendirici krem ile karıştırın.
Yüzünüze maske olarak uygulayarak 10 dakika bekleyin.
Bu uygulamayı haftada üç kere tekrar edin.

Her yemeğe maydanoz


Her girdiği yerde bir tutam lezzet bırakan maydanoz, aleyhinde hemen hemen hiç konuşulmayan bir bitki.
Maydanoz, C vitamini, E vitamini, B grubu vitaminlerden folik asit, A vitamini yönünden çok zengindir. Taze yenen 8-10 dal (20 gram kadar) maydanoz, yetişkinlerin bir günlük  C vitamini ihtiyacının yarısını karşılar. Halk arasında mide bulantısı giderici, böbrek taşlarını düşürücü olarak, ayrıca kansızlıkta, halsizlikte, bağırsakların çalışmasında, diş eti kanamasının önlenmesinde, yaraların kapanmasında, romatizmada sıkça yararlanılıyor. Maydanoz aynı zamanda iştah açıyor, ateş düşürüyor. Kadınlarda adet düzenliyor ve organizmayı zehirlerden arındırıyor. Bu yüzden karaciğer karaciğer hastalıklarına, sarılığa, egzamaya, selülite, romatizmaya, gut hastalığına ve idrar yolları taşlarına karşı tavsiye ediliyor.
Ayrıca kaynatılıp içildiğinde ve cilde kaynatılmış maydanoz suyuyla pansuman yapıldığında sivilcelere iyi geliyor. Yine maydanoz suyuyla gözlere pansuman yapıldığında gözdeki iltihaplanmaları önlüyor ve yanmayı geçiriyor. Sirkeli maydonuz suyuyla yıkandığında saçların uzaması hızlanıyor.
İster çiğ olarak tüketin, ister yemeğinizi ocaktan indirmeden bir tutam maydanoz ekleyin. Evinizin balkonunda bir saksıya diğer çiçeklerin yanına bir demek maydanoz ekmenin evinize neşe katacağını da unutmayın...

Bahar yorgunu olmayın!



Bahar yorgunu olmayın!

0
13
Güneşli bahar günleri, yorgunluk hissini de beraberinde getiriyor. Halsizlik, eklem ağrıları, sürekli uyku isteği ile kendini gösteren metabolik değişimle baş edebilmenin yolu ise doğru beslenmeden geçiyor. 

TAM BUĞDAY UNU TÜKETİN 
Diyetisyen Berna Ertuğ, bahar yorgunluğunu yenmek için şunları öneriyor: 
 Günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı kesinlikle atlamayın. 
 Beyaz undan yapılmış ürünler yerine kepek, çavdar, tam buğdaydan yapılmış tahıllı besinleri tercih edin. 
 Günde üç ana, üç ara öğün olacak şekilde az az ve sık sık altı öğün tüketmeye çalışın. Kendinizi 3-4 saatten fazla aç bırakmamaya özen gösterin. Porsiyonlarınıza dikkat edin. 
 Havaların ısınmasıyla oluşabilecek su kayıplarını önlemek için günde en az iki litre su için. 
 C vitamini içeren sebze ve meyve tüketimini artırın. Beslenmenize brokoli, ıspanak, sivri biber, maydanoz gibi yeşil yapraklı sebzeleri ekleyin. 
 Uykusuzluk da kendinizi daha yorgun hissetmenize neden olur. Günde 6-8 saat uyumaya çalışmalısınız. 

4 Aralık 2012 Salı

Yüz Kızarıklığında (Rozasea) Ebegümeci Bitkisi

Yüz Kızarıklığında (Rozasea) Ebegümeci Bitkisi

rozasea, burun ve yüz bölgesinde kızarıklık, sivilce, gül hastalığının ilacı, gülleme hastaliği, rozasea hastalığı, rozasea hastalığı tedavisi, ebegümeci, Sindirim sistemi ülserleri, göz kızarıklığı, gastrit, mesane iltihabı, mide ve bağırsak mukoza iltihabı, göz kuruluğu,
Rozasea (Gül hastalığı) genellikle 30′lu yaşlarda başlayan bir cilt hastalığıdır. Rozasea hastalığı, gül hastalığı, gülleme olarak da bilinmektedir. Yüz, özellikle de burun bölgesindeki kızarıklık, ve sivilcelerle kendisini belli eder. Rozesea rahatsızlığının nedeni tam olarak bilinmemektedir, Rozasea (Gül hastalığı) nedeni B vitamini eksikliği, alkol, sıgara tüketimi ve depresyon olarak sayılsa da,. Rozasea (Gül Hastalığı) özellikle burun çevresi kızarıklarından yakınanların ortak özelliği mide ve sindirim problemlerinin de olmasıdır. Bir ortak özellik ise gözde yanma ve güneş ışığına karşı hassasiyettir. Rozasea hastalığı, kişilerde psikolojik, sosyal ve fiziksel sorunlar yaratmaktadır.

EBEGÜMECİ:
Yol kenarları ve eski duvar kıyılarında, harabeliklerde ve insanların yaşadıkları yer yakınlarında, çiçek ve sebze bahçelerinde yetişir. Anadolu'da bir çok türü yetişmekte olup çiçek ve yaprakları ayırım yapılmaksızın "Ebegümeci" olarak adlandırılır.

Ebegümeci, sapları, çiçekleri ve yapraklarında jelimsi bir madde içerir. saplar, yapraklar ve çiçekleri Haziran - Eylül ayları arasında toplanır. Bitki kurutulduğunda bazı özelliklerini yetirmesine rağmen kuru olarakta kullanılabilir.

Hazırlanışı: Bir su bardağı ılık suya, yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış Ebegümeci bitkisi (1 Litre suya, 3 tatlı kaşığı) eklenerek 1 gece demlemeye bırakılır ertesi gün süzülerek hafifçe ısıtılır.

Rozasea (Gülleme)hastalığının yol açtığı kızarıklıkların bulunduğu burun ve çevresi ve gözlere bir pamuk yardımıyla kompres yapılır. Yine bu su günde 2 çay bardağını geçmeyecek şekilde yudumlanarak içilir, ağız bu suyla gargara yapılır.

Nefes darlığına yol açan akçiğer amfizemi, ebegümeci çayı ile iyileştirilebilir. Bu durumda günde 3 bardak çay içilmeli, süzüldükten sonra geriye kalan bitki çiçek ve yaprakları ısıtılarak akciğerlerin üstüne gelecek biçimde göhüs üstüne kompres yapılmalıdır.

Göz kuruluğu ve yanmalarında ebegümeci çayı banyosu ve kompresi uygulandığında mükemmel sonuçlar alınabilir.

Ebegümeci çayı, mukoza iltihaplarında, gastrit, mesane iltihabı, mide ve bağırsak mukoza iltihabında ve solunum yolu iltihaplarında etkilidir.

Akciğer balgamlarında, öksürük ve ses kısıklıklarında faydalıdır. bademcik iltihaplarında ve ağız kuruluğunda ebegümeci çayı çok başarılıdır.

Ebegümeci çayı damar iltihaplarından kaynaklanan yaralarda, çıbanlarda, şiş ayak ve ellerde kullanılır. Bu durumlarda ayak ve el banyoları yapılmalıdır.

Sindirim sistemi ülserlerinde arpa ile karışık çorba içilmesi çok iyi sonuç verir. arpa kaynatılır ve soğuduktan sonra bitki yaprakları eklenir ve bu çorba içilir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız